15.01.2010

15 Ocak 2010 14:48, Cuma
Konu:
bugün cumaaa…!

Merhaba,
Herkese keyifli ve neşeli bir haftasonu diliyorum,

Konya’da halka vaaz eden Hazreti Mevlânâ bir ara der ki:

-Sizler hep iyilerin yanında kötülerin de uzağında durun! Sakın
kötülerle yüz yüze göz göze gelip de kötülüklerinde cesaret vermeyin!

Ne var ki, halkı kötülere karşı böyle uzak durmaya çağıran Mevlânâ, söylediklerinin aksini yapar. Civarda ne kadar kötü bilinen varsa hepsiyle de yüz yüze, göz göze diyalog kurup sohbeti tercih eder Bir gün yine kötü bilinen bir adamın dükkanında yüz yüze sohbet ettiğini gören cemaatten biri, dışarıda beklemeye başlar Maksadı camide söyledikleriyle dışarıda yaptıklarının hesabını sormak.

Nitekim Mevlânâ dükkandan çıkıp da yolda yürümeye başladığı sırada arkasından erişen öfkeli adam sorusunu şöyle sorar:

-Sen değil miydin kürsüde, iyilerin yanında kötülerin de uzağında durun diyen?

Mevlânâ tereddüt etmeden cevap verir:

-Evet, bendim!

Öfkeli adam:

-Öyle ise nedir bu çelişkili halin, der? Kötülerle yüz yüze, göz göze diyalogdan geri kalmamakta, onlarla hep beraber olmaktasın

Mevlânâ şaşırtan cevabını şöyle verir:

-Ben yetmiş iki buçuk milletin kötüleriyle beraberim!

Büsbütün çileden çıkan adam:

-Zaten der, sizin gibileri bizim ahlâkımızı bozuyor Kürsüde öyle konuşuyorsunuz, sokakta da böyle davranıyorsunuz Sözünüzle özünüz bir olmuyor

-Ben bu sözünle de beraberim,

diyen Mevlânâ şöyle devam eder:

-Doğru olan, sözüyle özü bir olmaktır Kürsüde ne söylüyorsa sokakta da öyle olmaktır Yalnız der, benim sözümle özüm birdir Çelişki yoktur davranışlarımda.

Şöyle açıklar kendi özel durumunu:

-Ben sırtında gül yaprağı taşıyan bir hamal gibiyim. Vardığım yerlere gül kokusu yayarım. Sırtında gülü bulunmayanlar kötü kokulu yerlere varmasınlar

Şu benzetmeyi de ekler sözlerine:

-Bizim gibilerin vardığı karanlık yerlerde bilgi şimşekleri çakar, ilim sohbetleri aydınlatır ortalığı Vardığı yeri aydınlatacak bilgi nuruna sahip olmayanlar, girmesinler aydınlatamayacakları karanlık yerlere!

Hiç beklemediği mantıklı bir açıklama ile karşılaşan öfkeli adam düşünmeye başlar Neden sonra onun da söylendiği duyulur:

-Demek ki der, bilgi yükü taşımayanlar varmasınlar kötülerin yanlarına Çünkü bilgileri yoktur ki bilgisizlik kokusunu bastırsınlar, ilim, irfan nurları yoktur ki cehalet karanlıklarını aydınlatsınlar.

Sözlerini şöyle bağlar:

-Şimdi anlıyorum ki der, bilgisizlere düşen, kötülerden uzak durmak, bilgi sahiplerine düşen de kötüleri kendi hallerine bırakmayıp irşat etmek Zaten der, sorumluluk duygusu taşıyan doktorlar hastalardan uzak kalamazlar, muhtaçları şifalı ilaçlardan mahrum bırakamazlar…

ÖFKE

Küçüklükten itibaren öfkenin kötü bir şey olduğu söylenmiştir bize; ama yine de öfkelenmekten kendimizi alıkoyamayız. Ve her öfkelenişimizde kendimizi suçlu hissederiz.

Öfke doğaldır ve önemli işlevleri vardır;
Öfke sınırlarımızı korur. …
Öfke bize güçlü olmamız gerektiğini hatırlatır. …
Öfke, başkalarının sınırlarımıza saygı duymasını sağlar. …

Öfke değerlerimizin, beklentilerimizin farkına varılmasına olanak sağlar. Öfke yalnız başkalarının değil, benim kendimin de kendimi tanımasına olanak sağlar. Size öneririm: Neye öfkelendiğinizin çetelesini tutun, bir ay sonra temel değerleriniz hakkında önemli bilgilere ulaşırsınız. Bir insanı tanımak için onun nelere sinirlendiğini gözlemleyin; o kişinin temel değerleri ve psikolojik sınırları hakkında önemli ipuçları elde edersiniz.
Niçin bunları yazıyorum? Öfkenizin doğal olduğunu, yaşamınızda önemli bir işlevi olduğunu anlatmak için. Madem öfke bu kadar işe yarıyor, bol bol öfkelenelim mi?

Aman böyle bir sonuca varmayın; hem kendinize hem de çevrenizdekilere zararlı bir yola girmiş olursunuz. Söylemek istediğim şu: zaman ve enerjinizi, “öfkelenmeyeceğim” tavrı içinde harcamayın. Çünkü öfke doğaldır ve ne derseniz deyin, öfkelenmeye devam edeceksiniz. Önemli olan öfkeyi yönetmeyi öğrenmenizdir. İki seçenekle karşı karşıyasınız; ya öfkeyi yönetirsiniz, ya da öfke sizi yönetir. Öfkenin efendisi olmak çok zor bir iştir. Bir hadis, en güçlülerin, kızgınlık anında öfkesine hâkim olan kimseler olduğunu belirtir. Bir Çin atasözü, öfkeniz için cezalandırılmazsınız, öfkeniz tarafından cezalandırılırsınız, der. Dr. Laurence J. Peter, “Öfkelendiğin zaman konuş; en iyi konuşmayı yaparsın ve ömür boyu pişman olursun,” der.

Bir insanın olgunluğu, onun öfkesini ne kadar yönetebilmesinden anlaşılır. Olgun insan kızmayan değil, öfkesini iyi yönetebilen insandır. İyi yönetilememiş öfkenin bedelini büyüktür. Hapishaneler öfkesini gerçekçi ve anlamlı bir şekilde yönetememiş insanlarla doludur. İyi yönetilemeyen öfkenin topluma ağır bir ekonomik bedeli vardır.
Bir insanın olgunluğu, onun öfkesini ne kadar yönetebilmesinden anlaşılır. Olgun insan kızmayan değil, öfkesini iyi yönetebilen insandır. İyi yönetilememiş öfkenin bedelini büyüktür. Hapishaneler öfkesini gerçekçi ve anlamlı bir şekilde yönetememiş insanlarla doludur. İyi yönetilemeyen öfkenin topluma ağır bir ekonomik bedeli vardır.

Kaynak : Doğan Cüceloğlu (bu yazı kısaltılmıştır, yazının tamamını buradan okuyabilirsiniz)

Öfkelenmekte haklı olmama rağmen ne zaman bu tuzağa düştüysem meseleyi çözmek yerine daha da vahim hale getirdim.

Öfkemi yenmeyi ve aklımı çalıştırmayı öğrendiğimde haklı olduğum anlarda , haklı olduğumu haykırmaya gerek kalmıyordu artık.
‘haklısın’ diyorlardı bana.

G. PARADISO

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s