13.02.2009

13 Şubat 2005 13:44, Cuma
Konu:
bugün cumaaaa…!

Merhaba,
Herkese keyifli ve neşeli bir haftasonu diliyorum,

Bu olay 14 Ekim 1998’de kıtalararası bir uçuş esnasında gerçekleşmiş. Bir kadın, uçakta zenci bir adamın yanında oturuyordu. Durumdan rahatsızlığını belli edercesine, hostesten başka bir yer bulmasını istedi, zira öyle antipatik birinin yanında oturamazdı. Hostes, tüm uçağın dolu olduğunu fakat birinci sınıfta yer olup olmadığına bakacağını söyledi.

Diğer yolcular şaşkınlık ve tiksintiyle olayı izliyorlardı, bu kadının sadece terbiyesizliğine değil, bir de birinci sınıfta yolculuğa devam edeceğine şahit oluyorlardı.

Zavallı adamcağız çok kötü bir durumda olmasına rağmen cevap vermemeyi tercih etti.

Bu yüksek tansiyonlu durumda kadın, birinci sınıfta ve o adamdan uzak uçabileceğinden tatmin olmuş, hostesin dönmesini bekliyordu. Birkaç dakika sonra geri gelen hostes, kadına;

‘Çok özür dilerim geciktim. Birinci sınıfta bir yer buldum. Bu yeri bulmak biraz zamanımı aldı, sonra yer değişikliği için pilottan izin almam gerekiyordu. “Hiç kimse sorun yaratan bir diğerinin yanında oturmak mecburiyetinde tutulamaz” dedi ve bu izni verdi.’

Diğer yolcular kulaklarına inanamıyorlardı, bu esnada kadın da bir zafer kazanmış gibi yerinden kalkmaya hazırlandı. Aynı anda hostes, oturmakta olan zenciye dönerek;

‘Beyefendi, sizi uçağın birinci sınıfındaki yeni yerinize götürmem için beni takip eder misiniz lütfen? Seyehat firmamız adına kaptan pilotumuz sizden böyle nahoş bir olay yaratan kimsenin yanında oturmak mecburiyetinde bırkıldığınız için çok özür diliyor.’

Tüm yolcular hep birlikte, bu olayı en iyi biçimde sonuçlandıran uçak personelini alkışlayarak tebrik ettiler.
O yıl, kaptan pilot ve hostes uçaklarındaki davranışlarından dolayı ödüllendirildiler.

Aşağıdaki mesaj, tüm ofislere personelin görebileceği bir biçimde iletildi;
İNSANLAR ONLARA NE SÖYLEDİĞİNİZİ UNUTABİLİRLER
İNSANLAR ONLARA NE YAPTIĞINIZI DA UNUTABİLİRLER

AMA
İNSANLAR, ONLARA KENDİLERİNİ NASIL HİSSETTİRDİĞİNİZİ ASLA UNUTMAZLAR.

KAZANMA ve KAYBETME

Lingyuan, Konfüçyüscü düşünür Cheng Yi’ye dedi ki:

Belalar şans getirebilir, şanslar bela doğurabilir. Bunun nedeni, bir kişi tehlike ve zorluk içinde olduğu zaman, güvenlik için düşünmeye istekli olması ve bir kişi düzen arayışına derinden daldığı zaman, ciddiyet ve karar verebilme yetisine sahip olmasıdır – bu nedenle şans doğar ve duruma uyar.

Şansın bela getirme nedeni, dinginlik içinde yaşarken insanların aç gözlülük ve tembelliğe kendilerini gark etmeleri ve çoğunlukla küçümseyici ve kibirli olmalarıdır- bu nedenle bela doğar.

Bir düşünür, “birçok zorluğu yaşamak iradeyi kusursuzlaştırır; hiçbir zorluk yaşamamak varlığı mahveder” dedi.

Kazanmak kaybetmenin sınırıdır, kaybetme kazanmanın yüreğidir. Bu nedenle nimetler defalarca gelmez, her zaman kazanma umudu duyulamaz. Şanslı bir durumdayken belayı düşünebiliyorsan, o zaman şans korunabilir; kazanır ve kaybetmeyi düşünürsen, o zaman kesinlikle kazanırsın.

Bu yüzden üstün insan, güvenlikteyken tehlikeyi unutmayan, düzen dönemlerinde düzensizliği unutmayan insandır.
(Bir Parşömenden)

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s