04.05.2007

4 Mayıs 2007 14:23, Cuma
Konu:
bugün cumaaa…!

Merhaba,
Herkese neşeli, keyifli bir haftasonu diliyorum,

Bu Pazar hıdırellez, 5,000 yıllık geçmişi olan bir gelenek. Baharın geldiğini müjdeliyor. Anadolu ve Anadolu dışında Hıdırellez zamanı, tüm evler Hızır’ın evleri ziyaret etmesi düşüncesiyle baştan aşağı temizleniyor. Evleri temizlerken böyle günler hayatmızın muhasebesini yapmak, kafamızdaki düşünceleri-önyargılarımızı gözden geçirip temizlemek için de bir fırsat.

Bahar diyince bazı dileklerin “başka bahara kalması” gibi kimi deyişler de zaman zaman içinde bulunduğumuz ruh halini ne de güzel ifade ediyor 😉

beklemek diyince;
Ünlü Alman şairi Schiller der ki,

“ Dünya ihtiyarlar, sonra yine gençleşir, insan daima daha iyiyi ümit eder ve bekler.”

İnsan hayatı devamlı bir beklemedir, bize daima daha iyiyi ümit ettiren bir bekleme. Çocukken genç olmayı bekleriz. Akşam olur ertesi günü bekleriz. Hasta oluruz, iyi olmayı bekleriz. Canımız sıkılır, mutsuzluk içindeyiz, gelecek mutlu günleri bekleriz. Kış soğuk geçer, ilkbaharı bekleriz. Yaz kurak olur, yağmuru, sonbaharı bekleriz.

Sevdiğimiz birinin gelmesini bekleriz, aynı zamanda sevmediğimiz birinin de gitmesini.

Genellikle istasyona kan ter içinde koşan ve orada trenin kalkmasını saatlerce bekleyen insanlara benzeriz. Boş yere yorulur, acele ve telaş gösteririz, bütün heyecanımız yollarda geçer. Kervansaraya vardığımız zaman dinlenemeyecek kadar yorgun, düşünemeyecek kadar bitkin ve etrafımızdan zevk alamayacak kadar bıkkınız.

Neden? Çünkü beklemek denilen o güç sanatı bilmiyoruz. Oysa beklemek bir ümidin ifadesidir ve biz insanların yaşamak için, zevk alabilmek için bekleyecek bir şeye ihtiyacımız vardır.

Yabancı bir şehirde yapayalnız kalanlar, keşke bir dostum olsaydı da onu boş yere bekleseydim hissini çok defa duymuşlardır.
Çünkü bu boş yere beklemekte de bir ümit vardır ve bu o sıkıcı yalnızlık içinde belki en parlak ümitlerden bile daha parlak ve ısıtıcıdır.
Beklemek tabii bir kanundur. Her şey bir zamana bağlıdır. Toprağa ekilen her tohumun bir gelişme süresi vardır, bunu bekleyebilmek lazımdır. Bahar açmadan hiçbir ağaç meyve vermez.

Beklemesini bilmek işi, bir sanat, bir kültür ve sonunda bir eğitim konusudur. Çocuklar bekleme kavramını anlayamazlar,huysuzlanır, ağlar ve bağırırlar ve ancak zamanla her yemeğin bir pişme süresine ihtiyaç gösterdiğini, babanın güneş batarken ancak eve geleceğini öğrenirler.

Fakat beklemesini bilmek bireylerin eğitimlerinin de üstüne çıkan bir nitelik gösterir. Burada toplumun da önemli bir rolü vardır. Toplum bireylerin derinliğine bir güven telkin edebilmişse, birey o kuvvetli güven hissinin yumuşattığı şüphesini yenmesini bilir ve gelecekten emin bekler.
İşte birey eğitimi ile toplumun yerleşmiş geleneğinin ortak sonucu bekleme sanatı dediğimiz şeyi, bilinçli, sonundan emin olarak hazırlıklı ve aradaki zamanı israf etmeden beklemeyi bize öğretir.

Bu bekleme sabır ve teslimiyetçiliği tavsiye eden doğu felsefesinin, batının akılcı ve realist görüşü tarafından süzülmesinden sonra meydana gelen bir sanattır.

Kaynak : Nüvit Osmay, İnsan Mühendisliği/Alfa Yayınları

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s