03.06.2005

3 Haziran 2005 10:57, Cuma
Konu:
bugün cumaaa…!

Merhaba,
Herkese neşeli ve keyifli bir haftasonu diliyorum,

ARSLANLA FARE

Herkese saygı göstermeli elden geldikçe.
Umulmadık kimselerden fayda görür insan.
İşte bu, gerçeği anlatan bir hikaye,
Daha nice bin hikaye arasından.
Pençesi dibinde bir arslanın,
Dalgınlıkla bir fare çıkıverdi.
Bu fırsatı kullanmadı sultanı ormanın,
Fareye dokunmayıp bir büyüklük gösterdi.
Bu iyiliği boşa gitti sanmayın;
Kimin aklına gelir ki bir an,
Fareye işi düşer arslanın?
Ama o da bir gün dışarı çıktı ormandan;
Gitti tutuldu bir ağa.
Ne çırpınma, ne kükreme … Kâr etmez tuzağa.
Bay fare koştu; dişiyle arslanın ağını,
Öyle bir kemirdi ki ağ söküldü nihayet.
Sabırla zamanın yaptığını;
Ne kuvvet yapabilir, ne şiddet.
“İyilik eden iyilik bulur.”
“Hizmet et benim için, hizmet edeyim senin için.”
“İyilik iki baştan olur.”

Jean de La Fontaine
( Çev.: O. Veli Kanık )

bir de hikaye 😉

Aslında huzurun kaynağı; gelişmek isteği, çabanın ortaya konması, fırtınaya, rüzgara, güneşe, hazır olmak ve iliklerine kadar da bundan nasibini alabilmektir.

Bilindiği gibi, meslek lisesi çıkışlı öğrencilerin staj zorunluluğu bulunmaktadır. Bir grup öğrenci staja bir marangoz imalathanesinde başlar ve iyi birer stajyer olurlar. Stajları bittiğinde de iyi sözlerle donatılmış staj belgelerini alırlar. Yönetici onlara

“Staj belgelerinizi aldınız. Burada sizi etkileyen neler gördünüz, anlatın bakalım” der.

Genç arkadaşlar güzel sözlerle süslü -ki, haketmişlerdir de- belgelerini almış olmanın verdiği rahatlık ve öz güvenle konuşmaya başlarlar:

“Gelecekte yönetici olmayı hayal ediyoruz. Yönetici olsak asla sizin gibi atölyeye inmeyiz. Oysa sizi atölyede kereste keserken de gördük. Siz çevrede ağaç da bırakmayacaksınız. Keresteyi kestikten sonra önünüzde duran iki kutuyu da yığın olarak aynı şekilde doldurdunuz. Bu kutulardan birisi atılacaklar kutusuydu. Bizler çevreciyiz, böyle yaparsanız hiç ağaç kalmayacak ” derler.

Yönetici “Evet, görülüyor ki, dersiniz henüz bitmemiş. Oturun, anlatalım ” der. ” Bakın arkadaşlar, ben eğer o günkü işi bitirmişsem yönetici olsam da evine ekmek parası götürdüğüm ve de misyonunu paylaştığım şirketimin işi bitmiş demek değildir, dönerim ona da yardım ederim. Ayrıca benim atılacaklar kutusunu doldurmamın nedeni de ağaç canavarı olmam değil. Atılacaklar kutusuna doldurduğum ağaçlar; vadideki derenin ağzında korumalı olarak yetişen ağaçlardır. Bunlar eğilmezler, sadece yakmağa yararlar.

Oysa dağların tepesinde açıkta yağmur, güneş, rüzgar, fırtınalarla mücadele eden, onları iliklerine kadar hisseden ağaçların keresteleri çok değerlidir. Bunlar nadide mobilya yapımında kullanılırlar. Bu ağaçlar mücadele ettikleri için esnektirler, o yüzden değerlidirler.

Değerli olmak, hayatın bir anlamı olsun istiyorsak; baştan mücadeleye de hazır olmalıyız: Yağmura, rüzgara, güneşe, fırtınalara. Gücümüzü, dayanma gücümüzü, yaşam kalitemizi de artıran bunlardır. Bu hem gücümüzü hem de karakterimizi sağlamlaştırır. O zaman insan, yaşantısını ve zamanını ayırdığı işlerde tüm çabasını ortaya koyar, mücadele eder, gelişir ve geliştirir.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s