16.12.2011

16 Aralık 2011 12:06, Cuma
Konu:
bugün cumaaaa…!

Merhaba,
Herkese keyifli ve neşeli bir haftasonu diliyorum,

Yapı biyolojisi, yapının, insan sağlığı üzerindeki etkilerini araştıran bir dal. Mimarlık yolu ile yarattığınız yapay bir iç mekan var ve bu yapay mekan, sağlığımızı olumlu ya da olumsuz şekilde etkileyebiliyor. Yapı biyoloğu, insanla yapı arasındaki ilişkileri araştırır, değerlendirir, analizler yapar. Yapıdaki malzemeler, elektrik ve su tesisatı, teknik donanımlar, mobilyalar -buna ergonomi – anatomi ilişkisi olarak bakılabilir- üzerinden yapının insana olan etkilerini inceleyen bir bilim dalıdır bu.

1989 yılında Mimar Sinan Üniversitesi’nde Yapı Biyolojisi – Yapı Ekolojisi alanında doktora çalışması yapmaya başlamıştım. Bu alanda Türkiye’de yapılan ilk çalışmaydı ve daha sonra bunun yapı biyolojisi konusunda dünyada da bu akademik düzeyde yapılan ilk çalışma olduğunu oradaki hocam Prof. Anton Schneider‘den öğrendim. Bu alanda Türkiye’deki bilgi kaynakları, kitap ve literatür çok sınırlı. Araştırmalarımı yapabilmek için o zamanlar bir yıllığına Almanya’ya gitmiştim, 17 yıl sonra döndüm.

Bir yapıyı kurgulamaya çalışırken, onun hep “yerine ait” olmasını hayal ediyorum. Oranın malzemesi ile yapılmalı; oranın toprağından çıkmalı ve oraya ait bir insan için olmalı… Yani o insanı çok iyi tanımak lazım ki, o toprağın insanına bir yapı hayal edebilesin. Bu, çok zor bir şey aslında! Üstelik şehir insanı için pek de mümkün olmayan bir şey. Çünkü şehirlerde, özellikle de yapılaşma büyüdükçe, insanlar yere aidiyetlerini kaybediyorlar. Apartmanlarda yaşıyoruz, sık sık taşınıyoruz, ev değiştiriyoruz ve “yuvamız” diyemeyeceğimiz kimliksiz ancak işlevsel mekanlarda yaşamak durumunda kalıyoruz. Halbuki insan için “yerine ait” yapı, bunun tam tersi olmalı!

Malzeme

Evin elektrik tesisatındaki manyetik ve statik doğru alan yoğunlukları, uyku problemlerine, kalp ritim bozukluklarına sebep olabilir.

Mesela hastanın yatağının başucunda 6.500 nanotesla manyetik indüksiyon tespit ettiğimizde, bunun sebebi duvarın hemen arkasında, salondaki hoparlör olabiliyor. Bu tür elektronik aletlerin etki alanları çok geniş olmadığı için hoparlörü ya da yatağı yarım metre kaydırmak sorun çözmeye yetiyor çoklukla. Ya da diğer bir örnek, yatak odalarında seramik yer döşemesi malzemesi kullanıldığında uzun vadede birtakım sorunlar yaşanabiliyor. Çünkü seramiklerde radyoaktif değer daha yüksek olabiliyor. Dolayısıyla seramiği mutfakta ya da banyoda kullanabilirsiniz ama uyuduğunuz, yani vücudunuzun tam kendini rölantiye aldığı, dış etkenlere en çok açık olduğunuz, günde en az sekiz saat geçirdiğiniz yatak odası gibi mekanlarda bu tür etkenler, uzun vadede metabolizmayı ciddi şekilde bozabiliyor. Malzemeyi peşin peşin kullanmamak anlamına da gelmemeli bu. Doğru karar için düşünülen malzemenin önceden ölçülmesi yeterli.

Kaynak :And Akman’la yapılan şöyleşi

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s