24.12.2010

24 Aralık 2010 10:43, Cuma
Konu:
bugün cumaaaa…!

Merhaba,

Herkese keyifli ve neşeli bir haftasonu diliyorum,

Avrupa’da kar ve soğuk hava yaşamı felç etmişken bizler bahardan kalma mı desek (yoksa bahardan ödünç alınan mı?) kadar güzel, güneşli günler geçiriyoruz 🙂 ben yine de dayanamadım bu hafta dışardaki havaya olmasa da mevsime uygun bir konu seçtim.

Yıl 1885.

Kar kristalleri üzerinde ilk araştırmaları yapan ABD’li Wilson Bentley, gördüğü muhteşem sanat karşısında adeta büyülenmiş ve elli yıl boyunca sürekli kar kristali fotoğrafı çekmiştir.

Çok sayıda kar kristal çeşidi olmasına rağmen hepsi altı köşelidir. Kar tanelerinin kristal yapıları birbirinin tıpa tıp aynısı değildir. Mikroskopla büyütülen kar taneleri üzerinde yapılan araştırmalarda, kristal yapıları birbirinin aynı olan iki kar tanesine rastlanmamıştır.

Vermontlu bir çiftçi olan Bentley, kar tanelerinin güzelliğini fark ederek o dönemde öncü sayılan bir teknikle fotoğraflamasının ardından “Kardanadam Bentley” ya da “Kartanesi Adam” olarak anılmaya başlamıştı. Elde ettiği 6000 fotoğraf içinde kristal yapıları birbirinin aynı olan iki kar tanesine rastlayamamıştır. Daha sonraları diğer bilim adamlarının sürdürdüğü çalışmalar neticesinde şimdiye kadar kar tanecikleri arasında aynı büyüklükte, aynı şekilde ve aynı sayıda su molekülü ihtiva eden iki kristal bile bulunamamıştır. 1885 yılında fotomikrografi (mikroskopla fotoğraf çekme) tekniği kullanarak kar tanelerini bütün detaylarıyla fotoğraflayan Bentley, içinde 2 bin 500 kar tanesi fotoğrafının yer aldığı, 1931 yılında yayımladığı “Kar Kristalleri” adlı kitabıyla bilim ve fotoğrafçılık alanlarında çığır açmıştı. Fotoğrafların, koyu renkli bir zemine düşen kar tanesinin bir kürdanla alınıp lamın üstüne konularak çekildiğini belirten uzmanlar, kendi kendini eğitmiş bir bilim adamı ve fotoğraf sanatçısı olan Bentley’in bulduğu bu yöntemin hâlâ geçerli olduğunu ifade ediyor.

Çapları 2-4 mm, ağırlıkları ise yaklaşık 0,005 gram olan kar tanecikleri havanın gösterdiği direnç sebebiyle süzülerek (limit hızla) yere inerler. Bu inme sırasında tanecikler birbirlerini ittiklerinden yapışmazlar. Özelliklerini koruyarak yere inerler. Bunlar güneş ışığını tamamen yansıttıkları için beyaz olarak görülürler. Kar yağışı genellikle hava sıcaklığı -4°C ilâ -20°C arasındayken olur. Bu yağış, sıcaklık sıfırın altında birkaç derece olduğunda ağır, nemli, ebatları bir santimetreye ulaşan parçalar halinde gerçekleşir. “Lapa lapa kar yağması” tabiri bu durum için kullanılır. Atmosfer ile toprağın sıcaklıkları eşit olursa yüzeye ulaşan kar hemen erimez. Toprak sıcaklığı atmosfer sıcaklığının üzerinde ise, yere düşen kar kısa sürede erir.

Kar, -8°C’de, bitkilerin üzerinde ince bir hava tabakası bırakarak, bu bölgeyi 0°C olacak şekilde örter. Kış boyunca toprak ve bitkileri donmaktan koruyan kar, ilkbaharda sıcaklığın artmasıyla eriyerek nehirlere ulaşır. Ayrıca kışın yağan ve dörtte üçü üst kısımlarda kalan kar, yaz kuraklığına karşı da toprağı ve bitkileri korumuş olur. Karda bulunan amonyak, kar erimesiyle birlikte toprakta kalır. Bu amonyak, azot bakterileri tarafından kalsiyum nitrat gibi azot tuzlarına çevrilerek bitkilerin azot ihtiyacını karşılar.

24122010_kar

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s