24.02.2012

24 Şubat 2012 12:12, Cuma
Konu:
bugün cumaaaaaa……!

Merhaba,
Herkese keyifli ve neşeli bir haftasonu diliyorum.

Hava durumunda haftasonu yağmur beklendiğini söylüyor, Bilge Karasu’nun dediği gibi Serendip yağmurunun bizlerin de tarlasına ara ara yağması dileğiyle…

Serendipli Üç Şehzade

Serendip (serendipitous) sözcüğü ilk kez yazar ve tarihçi Horace Walpole tarafından 18. yüzyılın ortalarında kullanılmıştır. Serendipity İngilizce bir kelime değil aslında… Kelimenin kökeni “Serendip”, Seylan’ın, yani şimdiki Sri Lanka’nın kadim adı. Sanskritçe Sinhaladvipa’nın (Sinhala adası) bozulmuşu. Zaten Fransızca karşılığı da ‘hasard heureux’. Talih ve tehlike aynı sözcükte buluşuyor. Bir işle uğraşırken, tümüyle kaza eseri başka bir şeyi keşfederseniz ve bu keşif önemli bir keşif olursa, şanslıysanız daha doğrusu, sizde bir serendipity vardır demek. Tek kelime olarak Türkçe karşılığı yok… “Mutlu tesadüf” denebilirse de bana daha ziyade “Neye niyet neye kısmet” deyimini çağrıştırıyor.

Serendipli Üç Şehzade masalına gelince, masal içinde 7 ayrı masal daha barındırıyor. Aslı İtalyanca olarak yayınlanıyor 16.yy’da özellikle Venedik entellektüelleri arasında çok popüler olduğu biliniyor. Zira 1584 yılında 2. baskısı yapılıyor. Sırasıyla 1583’de Almanca ve 1610’da Fransızcadan sonra 1722 yılında İngilizceye (Fransızca çevirisinden) çevriliyor. Horace Walpole’un insanın doğrudan aranmadığı hoşa giden bir şeyin karşısına çıkması kavramını ifade etmek üzere kelimeyi İngilizceye kazandırmasını sağlayan çocukken okuduğu çeviri de bu. Kitap İtalyanca aslından doğrudan İngilizceye 1965’te çevrildiğinde ilk yayınlanışı üzerinden 400 yıl geçmişti.

Bir zamanlar, çok uzaklarda, Serendip diye bir ülkede, çok güçlü bir kral yaşarmış Giaffer adında. Üç oğlu varmış kralın, varmış da onların gelecekleri ve eğitimleri için pek endişelenirmiş. İyi bir baba olduğu için, onları prenslere layık erdemlerle yetiştirmek istermiş. En güzel hocaları tutarmış oğullarını eğitmek için oğullarına en iyi sanat ve bilim eğitimini vermek için. Yaparmış da hala onların yeterince pişmediklerini düşünürmüş, tacını devredecekmiş ne de olsa ilerde, buna layık olmalarını istermiş. Prens olmanın verdiği ayrıcalıklarla büyüyen bu 3 genci uzaklara göndermeye karar vermiş bir gün, gerçek yaşamdan alacakları dersleri düşünerek.

Prensler az gitmişler uz gitmişler ve develerinden biri kaybolan bir tüccarla karsılaşmışlar. Tüccar prenslere deveyi görüp görmediklerini sormuş, prensler de yoldan bir deve geçtiğine dair izleri gördüklerini söylemişler. Tüccara devenin sağ gözünün kör, bir dişinin eksik ve bir bacağının topal olup olmadığını sormuşlar. Hatta sırtındaki yükün bir tarafında tereyağ diğer tarafında bal olduğunu düşündüklerini ve gebe bir kadını taşıdığını sandıklarını eklemişler. Tüccar deveyi görmedikleri halde onu bu kadar iyi tarif edebilen prensleri hırsızlıkla suçlamış ve cezalandırılmaları için Berama imparatorunun karşısına çıkarmış. Berama nasıl olup da daha önce hiç görmedikleri bir devenin bu kadar detaylı tasvirini yapabildiklerini sormuş. Prensler küçük ipuçlarından yola çıkarak deveyi tasvir edebildiklerini söylemişler.

Bir yolun sağındaki otların daha iyi olmasına rağmen sadece sol taraftaki otların yendiğini görmüşler örneğin, buna dayanarak devenin sadece bir taraftaki otları yediğini anlamışlar ve diğer tarafa bakan gözünün kör olduğunu tahmin etmişler. Yenilen çimenlerde bir diş büyüklüğünde parçaların kaldığını görünce, devenin bir dişinin eksik olduğuna karar vermişler. Yol izleri sadece 3 ayağın izlerini ve bir diğerinin sürüklenme izini gösterince, hayvanin topal olduğu sonucunu çıkarmışlar. Yüküne gelince devenin tereyağ ve bal taşıdığına şüphe yokmuş çünkü yol boyunca balın olduğu taraftan dökülen damlalar sinekleri tereyağın olduğu taraftakiler ise karıncaları toplamış. O anda bir gezgin girmiş saraya, deveyi bulduğunu müjdeleyerek. Berama imparatoru Serendip’in üç prensini azad etmiş. Masaldan bu kadarı serendipity kavramını için açıklamak için yeterli diyerek daha fazla uzatmadan meraklılara masalın devamında da bu kavram etrafında pek çok olayın anlatıldığını belirteyim.

“O zamandan bu yana “Serendipli Üç Şehzade” adlı İran masalından yola çıkılarak türetilmiş bir sözcüğü var İngilizcenin: Serendipity; aranmakta olmayan değerli/hoşlanılır bir şeyin insanın karşısına çıkıvermesi anlamında kullanılan… Elbette, aranmayan şeyin bulunması, olacak şey değil. Ne var ki, “aranmama”yı “o anda aramakta olmamak” ya da “aranması gerektiği düşünülen yerde aramakta olmamak” diye yorumlarsak, birçok kişinin bu “Serendiplilik”ten (az ya da çok) pay aldığını kestirebiliriz. Serendip yağmuru benim de tarlama yağmıştır ara ara.”*

Kaynak : * Bilge Karasu Ne Kitapsız Ne Kedisiz sf:9
Masalın özeti için buraya bakabilirsiniz.

1 thought on “24.02.2012

  1. Geri bildirim: kediler ve Kitaplar… | Diyabetik Kedi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s