16.03.2012

16 Mart 2012 11:41, Cuma
Konu:
bugün cumaaaaa……!

Merhaba,
Herkese neşeli ve keyifli bir haftasonu diliyorum.

Mart ayının ilk haftası Yeşilay haftasıydı. Bu hafta Çarşamba günü (14 mart ) Tıp Bayramı vardı. Bu haftanın maili bu iki konuyu birlikte ele alıyor, o yüzden normalden biraz uzun.

1868’de Ludwigsburg da doğan Hoffman Münih Üniversitesi Farmakoloji Bölümü’nden son derece yüksek derecelerle mezun olmuş geleceği parlak bir kimyagerdi. Nitekim Alman ilaç sanayiinin duayenlerinden Adolf von Bayer de onu keşfetmekte gecikmedi. Genç kimyageri şirketinin Ar-Ge bölümüne alan Bayer onun sayesinde farmakoloji tarihinin en büyük buluşlarından biri olan asetil salisilik asiti (ASA) günümüzde “Aspirin” adıyla bütün dünyada tanınan ticarî bir markaya dönüştürecekti. Dr. Felix Hoffman’ın 10 Ağustos 1897’de keşfettiği aspirin’in etken maddesi ASA’nın kaynağı bildiğimiz söğüt ağacıdır.

O günlerde şirket çalışanlarının “Aspirin“in keşfinin coşkusunu yaşadığı sırada kimyager Dr. Felix Hoffman başarısının keyfini uzun uzun çıkartmayı düşünmeden, bir kaç gün sonra “Asprin”i keşfettiği laboratuvara döner. Zira aspirinle eş zamanlı olarak başka bir çalışmayı daha sürdürmektedir. Aspirin’in başarısını doya doya çıkarmadan çalışmalara dönmesinin nedeni öksürük tüberküloz ve kanser gibi önemli hastalıklarda hem şiddetli acıları dindirebilen hem de tedavi edici yönü bulunan etkili bir ilaç üzerindeki çalışmada sona çok yaklaşmış olmasıdır.

Bunaltıcı Ağustos sıcağına aldırmaksızın gün boyunca aralıksız çalışan ünlü kimyager en sonunda hedefine ulaşır. Deney kabının dibine çökelen beyaz toz bir süredir kafayı taktığı o yepyeni formülün de işe yaradığının en somut kanıtıdır; baz morfinden sekiz kat daha güçlü bir uyuşturucu elde etmiştir. Dr. Hoffman bunun kontrollü şekilde kullanımıyla yukarıda anılan hastalıkların tedavisinde çok önemli bir ilerleme kaydedebileceğini düşünüyordu. Kobaylar üzerindeki deneme çalışmaları bir yıl kadar sürdü ve toz eroin “heroin hydrochlor” ticarî markasıyla şişelenmiş olarak 20. yüzyılın hemen arifesinde Bayer şirketi tarafından piyasaya sürüldü. Kimya tarihinin ünlü efsanelerinden birine göre “eroin” maddesi adını bu maddeyi deneme amacıyla kolundan enjekte eden bir Bayer mühendisinin o anda yaşadıklarını tanımlamak için kullandığı şu mânidar cümleden almıştı: “Kendimi bir kahraman gibi hissediyorum!” (“I feel like a hero“).

Bugün için inanılması bir hayli güç olmakla birlikte eroin o dönemde başta Almanya olmak üzere birçok Avrupa ülkesinde eczanelerde rahatça satılıyordu. Hekimler birçok ağır vak’ada hastalarını “mutluluktan uçuran” bu toza önceleri büyük ilgi gösterdiler. Eroin yalnız tedavi umudu olanlar için değil tedavisi imkânsız görülen ve ölüm döşeğinde birazcık huzur isteyen hastalar için de gerçek bir umut gibi görülmekteydi. Ancak madalyonun öteki yüzü kısa sürede ortaya çıktı. 1897’de Almanya’daki Bayer laboratuarlarında kanser ve tüberküloz hastaları için “ağrı kesici” olarak hazırlanan “eroin hidroklor” dehşet verici yan etkileri farkedilince onu ilaç olarak reçetelere yazan hekimler tarafından derhal terkedildi. Yalnızca bir iki kullanımın ardından “şeytanın tozu”na müptela olanlar şuursuzca ecza depolarına laboratuarlara saldırıyor ve kendilerine daha fazla ilaç temin etmeye çabalıyorlardı. Eroin yasal olarak son kez 1. Dünya Savaşı yıllarında ağır yaralı askerlerin tedavisinde kullanıldı ardından da tıp dünyasındaki güçlü bir görüş birliği sonucu tedavi prosedürlerinden tümüyle kaldırıldı.

Ancak iş işten geçmiş ve “şeytanın tozu” hapsedildiği şişeden kaçıp halkın arasına karışmayı başarmıştı bir kez daha. İşte o günden bu yana eroin dünyanın dört bir köşesinde din dil ırk ve sosyal sınıf gözetmeksizin yüzmilyonlarca “kahraman” (!) üretmeye devam ediyor.

Bütün ilaçlar arasında, aspirin hiç tartışmasız en yaygın olanıdır. Bu asit ilk olarak bir bitkiden elde edilmiştir. Bayer labrotuvarlarında keşfedildiğini hemen herkes bilir.

İnsan organizması açısından tüm zamanların en yıkıcı kimyasal bileşimlerinden biri sayılır eroin. Ve asprinle aynı laboratuvarlarda, aspirinden yanlızca 11 gün sonra aynı kimyager tarafından, yine ilk olarak bir bitkiden(afyon çiçeği) elde edilen morfin kullanılarak keşfedilen(!) eronin keşfi konusundaki bilgi aynı oranda yaygın değildir.

Kaynaklar : http://www.kom.gov.tr
http://www.ogelk.net

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s