30.11.2012

30 Kasım 2012 10:11, Cuma
Konu:
bugün cumaaaa…!

Merhaba,
Herkese keyifli ve neşeli bir haftasonu diliyorum.

Bugün sonbaharın son günü. Kışla beraber geceler hızla uzamaya devam edecek. Canlıların temposu yavaşlayacak (metabolizma hızımız düşecek 🙂 ). Uzayan gecelerle beraber doğa daha da sessizleşecek, kısalan gündüzlerde ise kuşların cıvıltılarının yerini yağmurun ve karın sesi alacak. Kış bir anlamda doğanın kendi içine döndüğü mevsim. Mevsimsel değişiklikler şehrin temposunu değiştirmese de, kış doğanın çağrısına kulak vererek kendimizi dinlemek için iyi bir zaman.

İnsanın iç sesi, onu her zaman kendisi için doğru olana yönlendirir. Ancak, çoğu kez buna kulak asmaz, mantık ya da zaaflarımızın peşinden gideriz. Başımıza ne gelirse bu yüzden gelir zaten. Oysa ki, ilk saniyede düşündüğünüz her ne ise o doğrudur. Bu da Tanrı’nın, insana kendisini kollayabilmesi için sunduğu bir hediyedir. Her konuda sesini duyurmanın önemsendiği günümüzde ise, iç ses gibi sessiz kalmanın da derin manasını kaale almak artık zor görünüyor.

Ses, insanlığın en eski iletişim aracı. Yaşamın her alanında hayati bir öneme sahip olan ses, birbirinden önemli buluşların hem kaynağı hem de amacı olarak karşımıza çıkıyor. Sessiz filmlerden gürültü kirliliğine, sessizlik yemininden ses kaydına, müzik terapisinden ritmin genetik kökenlerine, sese dair bildiklerimiz ve bilmediklerimiz farklı konularda ilginç bilgiler ve hâlâ cevaplanamayan sorular içeriyor.

Doğadan kulağımıza çalınanlar

Yağmur sesi, dalgalar, kuş cıvıltıları gibi doğada açıklanabilen pek çok sesin yanı sıra açıklanamayan melodiler de mevcut. Kimisi insanların yarattığı yapıların doğayla birleşmesinden ortaya çıkarken, kimisi de hâlâ gizemini koruyor. İşte, gezegenimizdeki ilginç ses olaylarından bazıları:

Singing Roads, Güney Kore

Eğer bir şarkının akortsuz versiyonunu dinlemek isterseniz, Singing Roads’u ziyaret etmelisiniz. Araba lastiğinin titreşimi sayesinde “şarkı söyleyen” bu yollar, pek çokları tarafından melodi yaratma çabalarına sahne de olmuş. Akordu tutturabilmek için ise önce yolların nerede olduğu ve hıza göre sesin nasıl değiştiğini keşfetmek gerekiyor. Amerika ve Danimarka’da da birer tane olan bu yollardan en çok Japonya’da bulunuyor.

Tikal Tapınağı, Guatemala

Bu piramidin yanına kadar gelip ellerinizi çırpmaya başladığınız takdirde garip yankılar ve kuş cıvıltısına benzer sesler duyuyorsunuz. Her ne kadar sesin binalardan yankılanması alışıldık bir durum olsa da hiçbir yapıdan çıkan yankı sesi bu piramitten çıkan tuhaf sese benzemiyor. Mayalardan kalma piramidin özellikle mi böyle tasarlandığıysa bilinmiyor.

Gol Gumbaz, Bijapur, Hindistan

Karnataka’da yer alan bu görkemli anıt, Roma’daki St. Peter’s Kilisesi’nden sonra dünyanın sütunlarla desteklenmeyen en büyük kubbesine sahip. Hem fısıltı galerisi hem de yankı odası özellikleri gösteren yapıda, bir sesin yankısı 7 ila 10 kez kendisini tekrar ediyor.

The Dune of Altynemel, Kazakistan

Uzaktan geçen bir uçağın sesine benzeyen düşük frekansta sesler çıkaran kum tepecikleri bilim adamları arasında hâlâ bir tartışma konusu. Çünkü, bu kum tepeciklerinden kilometrelerce öteden duyulan sesler ortaya çıkıyor. Çöllerin birçoğunda rastlanan bu fenomenin gizemi, yani kum tepeciklerinin bazılarının ses çıkarırken ötekilerin neden sessiz kaldığı ise çözülebilmiş değil.

Kaynak : Divan Touch Dergisi Vol 3 No:13

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s