Yeni İnsan Yeni Hayat Konuşmaları

Karanlığı aydınlatmak için öğretmenler, hakimler, mühendisler, hekimler kendi hayatlarını sırtlanıp yurdun dörtbir köşesine dağılırlar. Tarlalardan, fabrikalardan birlikte üretmenin sesi yükselir, heyecanı duyulur. “Yeni hayat” özgürlüktür, gelecektir, Cumhuriyet’tir.

İAE blogundan

Cumhuriyet: Yeni İnsan Yeni Hayat sergisine eşlik eden bu konuşma dizisi kapsamında bugün düzenlenen konuşma Karpiç Lokantası’nı konu edinen bir sosyalleşme projesiyle de “Yeni Hayat”ın kültürel içeriğini irdeliyor.

Aşçı Dükkânından Restorana Dönüşümde Bir Usta: Baba Karpiç
Turan Tanyer

7 Mayıs Çarşamba, 18:30
İstanbul Araştırmaları Enstitüsü

“Bu zat Türkiye’de lokantacılığın babasıdır. Aşçılıktan restorana ulaşan çizgiyi o tamamladı. Yemek yemenin tıkınmak değil, aynı zamanda da bir zevk işi olduğunu öğreten odur. Hiç unutmam, bir gün garsonun birine şu şekilde çıkıştığını gördüm; Saraçoğlu Şükrü Bey pirinç çorbası içmiş, arkasından şiş kebabı istemiş. Kenanna pilav koymuşlar. Karpiç diyor ki, Başvekil günlük pirinç hakkını çorbasıyla aldı. Siz nasıl tekrar pilav koyarsınız. Niçin sebze koymadınız? Kendisi size bunu söylemese bile sizin akıl etmeniz gerekmez miydi?”

Dışişleri eski bakanlarından İhsan Sabri Çağlayangil

Ankara Şehir Lokantası, Cumhuriyet ile birlikte yeni hayata açılan yolun üzerine döşenen temel taşlardan biri. Kurucusu, çalkantılı yılların ardından 1917’de gelip çatan Ekim Devrimi’nin Türkiye’ye taşıdığı göç insanları arasından çıktı: Georges Karpitch. Ama biz onu, kısaca “Baba Karpiç” olarak bildik, benimsedik, toplumsal belleğimize yerleştirdik.

Baba Karpiç, aşçı dükkânı dönemini kapatıp restorana uzanan çizgiyi belirledi, kuralları koydu ve tamamladı. Mekânı servis terbiyesi görülen ilk yerdi. Hizmet kusursuzdu. Yemek yemenin aynı zamanda bir zevk işi olduğunu öğretti. Harika mutfağından lezzet dolu tabaklar masalara getirilir, müzik eşliğinde tadılırdı. O ve mekânı genç başkentin önemli bir parçası oldular. Baba, sevimli, muzip, cömert, nazik, gözü tok, efendi adamdı. Hayatı boyunca, gelenleri müşteri olarak değil, birer misafir olarak gördü. Geniş salonundaki her masaya uğrar, misafirleriyle tek tek ilgilenir, araya çarpıcı bir nükte karıştırarak sohbet ederdi. Kırıcı olmayan, hayatları zenginleştiren çok hatıra bırakmıştır.

Baba Karpiç, Karpiç-Şehir Lokantası´nda misafirlere Kavaklıdere şarabı ikram ederken, Ankara, 1940´lar.

Baba Karpiç, Karpiç-Şehir Lokantası´nda misafirlere Kavaklıdere şarabı ikram ederken, Ankara, 1940´lar.

En büyük zevki mutfakta şiir yazmak olan, para hırsı bulunmayan, ünü Balkanlar’a kadar yayılmış “Baba Karpiç”in, müşterilerini kapıdakarşıladığını anlatan Turan Tanyer, yetenekli gençleri yetiştiren ünlü aşçının, Karpiç geleneğinin devam etmesini sağladığını belirtmiş.

Karpiç’in o günlerde verdiği ilânların da yer aldığı Deniz Tanrıkulu’nun yazısını okumanızı öneririm.

Bazı insanlar vardır, bu dünyadan ayrıldıklarında yaşadıkları zamanın ve kentin bir parçasını da kendileriyle beraber alıp götürürler. Onların sahneden çekilmesiyle kentte bir şeylerin eksildiği hissedilir. O eksiklik hiçbir zaman giderilemez de. İşte, “Baba Karpiç” o nadir insanlarından, “Şehir Lokantası” da o nadir köşelerindendir Ankara’nın.

“…Konu ”BABA KARPİÇ”, Ben de tam yılını bilmiyorum Karpiç’in Ankara’ya gelişini, babam Cemal Bey İstiklal Savaşından sonra 1924-25 yıllarında babasının inşa ettirdiği şimdiki Ulus Meydanında – eski adı TAŞHAN – bulunan Taşhan’ı günün koşullarına göre modernize edip Taşhan Palas Oteli adı altında o günlere göre lüks sayılabilecek bir otel haline getirdi. Bu arada otelin resmi ve özel davetlerin yapıldığı Ankara’nın tek müzikli lokantasının başına da o zaman İstanbul’da bulunan Karpiç’i getirdi. Uzun yıllar “Karpiç Lokantası” Ankara’nın çok renkli bir yeri olarak anılara geçmiş ve Ankara’nın bu konuda güçlü bir tesisi olmuştur. 1993’te babamın ölümü ile……–binanın başka ellere geçmesini önlemek için olacak- Taşhan’ı Sümerbank’a satmak zorunda bırakıldık. O zaman dahi üzüntülere neden olan tarihi Taşhan’ın yıkılması üzerine Karpiç Şehir Bahçesindeki yerine taşındı. O gördüğümüz görkemli aynalar ve servis takımları da Taşhan’dan alınmıştır. İstiklal Savaşında ve sonra TAŞHAN’ın Ankara’da önemli bir yeri vardır. 150-200 yatak kapasitesi olan, savaşta bir müddet hastane olarak kullanılan Taşhan, savaş sonrası 1933 yılına kadar Ankara’da tek ağırlama ve konaklama hizmeti vermiş ve Ankara’ya kattığı bu değer için ULU ATATÜRK’ün yakın ilgisiyle onurlanmıştır.”

Yirminci Yüzyıl Başında Bir Modern Han: Taşhan’da belirtildiği üzere Necdet Taşhan’ın yazısından bir alıntı (S.179-180)

Kaynaklar:
İAM ilgili sayfası

Deniz Tanrıkulu, Ankara’da eğlence Yaşamı 1928-38,Mimarlık 85/ 2-3, ss 22-27

Yirminci Yüzyıl Başında Bir Modern Han: Taşhan, Ankara Dijital Kent Arşivi, Ankara Magazine Dergisi, “Kent ve Çevre Köşesi”, Ocak 2003, SAYI 15, s.76-77’de yayınlanmıştır

Eskiden Ankara’nın moda yerleriydi

Erdal İpekeşen’in 29 Ocak 2012’de Hürriyet’te yayınlanan yazısı

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s