13.09.2013

13 Eylül 2013 10:52, Cuma
Konu:
bugün cumaaa…!

Merhaba,

Herkese keyifli ve neşeli bir haftasonu diliyorum.

Muzaffer Şerif Başoğlu

Geçen haftanın mailindeki Hırsızlar Mağarası adlı ünlü deneyi yapan Muzaffer Şerif Başoğlu, sosyal psikolojinin kurucuları arasında yer alan, bu konunun akademik bir disiplin oluşturmasında en önemli rolü oynamış teorisyendir. Şerif’in açtığı yoldan ilerleyen Milgram ve Asch’in yaptıkları deneyler de zaman zaman “bugün cumaaaa..!” maillerine konu olmuştu.

Almanya’da modern üniversitenin babası sayılan Wilhelm von Humboldt bilimle uğraşanların uyması gereken iki temel koşul belirlemişti: Tek başınalık ve özgürlük. Özgürlük düşüncesi öncelikle her ikisi de bağımsız özneler olarak öğretmen ve öğrencinin istedikleri şeyi öğrenme ve öğretme özgürlüğünü ifade ediyordu. Tek başınalık ile ifade edilen üniversitenin dışarıya karşı, özellikle de ekonomi ve politikaya karşı tek başına olmasıydı. Humboldt’un yaklaşımı bir ideali ifade ediyordu.

1906’da İzmir’in Ödemiş ilçesinde varlıklı bir ailenin çocuğu olarak doğan Muzaffer Şerif Başoğlu’nun çocukluk ve ilk gençlik yılları Osmanlı’nın son günlerine, Dünya Savaşı’na ve Kurtuluş Savaşı’na tanıklıkla geçti. İşgali, Türklerle Rumlar arasındaki çatışmaları yaşadı. Bir keresinde bir öğrencisinin aktardığına göre 1919 yılında süngülenmekten bir Yunan askerinin merhameti sayesinde kurtuldu ve bütün bu tanıklıklar sonucu erken yaşta kendini insan gruplarının birbirleriyle ilişkilerini incelemeye adama kararı aldı[1].

İstanbul Darülfünün Felsefe Bölümü’nden 1928’de mezun olmuştur. 1929 yılında yüksek lisans yapmak üzere Harward’a gönderilen Şerif, Büyük Ekonomik Depresyon’u ve onun toplumsal sonuçlarını orada yaşamış dönüşte Almanya’ya geçmiştir. Burada Gestalt psikologlarından Köhler ile tanışan Şerif, Nazizmin yükselişini de izlemiştir. Aynı yıl Ankara’ya dönerek Gazi Terbiye Enstitüsü’nde çalışmaya başlamış, 1933’te doktorasını yapmak üzere tekrar Harvard’a dönmüştür. Doktora çalışmaları sırasında Columbia Üniversitesi’nde Almanya’dan yurt dışına sürülen Gestalt ve Frankfurt Okulu mensuplarıyla tanışan, onlarla ev toplantılarına katılan Şerif ayrıca Otto Klineberg’den Irk Psikolojisi üzerine politik imaları çok açık olan bir ders almıştır. Doktorasını Colombia Üniversitesinde 1935 yılında tamamlayan Şerif 1936’da doktora tezine dayanan “Toplumsal Normların Psikolojisi” isimli ses getiren kitabını yayınladıktan sonra yurda dönerek Gazi Terbiye Enstitüsü’nde çalışmaya başlamıştır. 1939’un Ekim ayında Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nin aynı dönem kurulan Felsefe Enstitüsü’ne doçent olarak tayin edildi. (Şerif’in hayatının bir özeti için, bkz Granberg & Sarup, 1992).

Gestalt Psikolojisinin “bir objenin pozisyonu, etrafındaki tüm düzenli alanla ilişkide olarak algılanır” tanımından yola çıkarak, “davranış çevresel konteksten bağımsız olarak açıklanamaz ve açıklansa da anlamlı değildir” fikrini tanıtmıştır. Bu fikir tüm dünyada sosyal psikolojinin temeli olarak kabul edilmektedir. Şerif’in fikrine dayanan bu temel aynı zamanda klinik psikolojiye, gelişim psikolojisine, bilişsel psikolojiye ve sosyal psikolojiye de temel olmuştur.

Şerif, DTCF felsefe bölüm başkanı Oliver Lacombe’un 27 Temmuz 1943 tarihinde verdiği bir tavsiye mektubu sonucu 1944 yılının 4 Kasım’ında profesörler kurulu kararıyla profesörlüğe yükseltildi. 1943′te yayımladığı Irk Psikolojisi adlı kitabında ırkçı düşünceleri eleştirdi. 1944′te siyasal propaganda yaptığı gerekçesiyle tutuklandı. 1945′te, cezaevinde bulunduğu sırada ABD’de bulunan arkadaşları ve hocalarının Şerif’in ABD’ye gitmesini sağlamaya yönelik girişimleri olduğu anlaşılmaktadır. ABD hükümetinin sağladığı bir bursla 10 Ocak 1945’te ABD hükümetinin davetlisi olarak Princeton Üniversitesi’nde çalışmak üzere Türkiye’den ayrıldı. Daha sonra 1947-1949 arası Rockfeller bursu alarak Yale Üniversitesi’nde çalıştı. Oklahama üniversitesi’nde Grup İlişkileri Enstitüsü’nü kurdu. Politik ve eleştirel psikolojinin öncüllerinden birisi olarak adlandırılabilecek Şerif, farklı bir şekilde psikoloji tarihinde ergenlerle yaptığı gruplararası çatışma ve dayanışma süreçlerini inceleyen çalışmalarıyla anılır (Cherry, 1995).

1945 yılında Türkiye’den ayrılan, bir daha da geri dönmeyen, bu tarihten sonra adının sadece İngilizce’ye çevrilmiş halini kullanan ve sonrasında bir kez olsun Türkçe yayın yapmayan Muzaffer Şerif her zaman insanların üzerindeki baskılara ve haksızlıklara karşı duyarlı olmuş, toplumsal sorumlulukların öneminin altını çizmiş, yükselen bireyci sosyal psikoloji anlayışına karşı daha kültürel ve toplumsal, yani daha sosyolojik bir sosyal psikolojinin kurulmasında değerli katkılarda bulunmuştur.

Kaynaklar:
[1] Şerif, M. (1967). Social interaction: Process and Products. Chicago: Aldine Publishing, s. 9. Süngülenmekten kurtulma hikayesi için bkz. Trotter, Robert J. (1985) “Muzafer Sherif / A Life of Conflict and Goals” Psychology Today, Eylül, s. 55-59.
Muzaffer Şerif’e Armağan,Muzaffer Şerif’ten Muzafer Sherif’e
Eleştirel Psikoloji
Sosyal psikolojiyle ilgili bugün cumaaa..! mailleri:

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s