16.01.2015

16 Ocak 2015 12:19, Cuma
Konu:
bugün cumaaaaaa…!

Merhaba,
herkese keyifli ve neşeli bir haftasonu diliyorum.

Kırk Yıllık Kâni, olur mu Yâni?

Tokatlı Ebubekir Kâni, şiirlerinde mizahi bir üslubu olan asrının mizahî mektupları ve manzumeleri ile tanınmış şairlerindendir. İki yüzlülüğü, dalkavukluğu sevmeyen, açık sözlü bir kişiliği olan Ebubekir Kâni, bir kedinin ağzından sahibine yazılan Hirrenâme (Kedi mektubu) olarak bilinen mizahi mektubu oldukça meşhurdur.

18. yüzyıl divan şairlerimizden, özellikle nesir üstatlarından olan Ebubekir Kani, 1712 yılında Tokat’ta doğdu. Eğitimini memleketinde tamamladı. Kırk yaşına kadar intisap ettiği Tokat Mevlevihânesinde yaşamını sürdürdü. Şiirleri ile I. Mahmut döneminde Halep, Bosna,Trabzon valiliklerinden sonra beş yıl kadar sadrazamlık yapan Hekimoğlu Ali Paşa’nın Tokat’tan geçişi sırasında dikkatini çekti. Paşa, kendisine sunduğu bir kasideyi beğenmesi üzerine, Ebubekir Kâniyi Trabzon’a götürdü. Hekimoğlu Ali Paşa, 1754’de sadrazam olduğu zaman onu da İstanbul’a getirmiş ve Divan-ı Hümayun kalemine memur olarak yerleştirmiştir. Daha sonra Silistre’de de dîvan kâtipliği yapmış, bu esnada Bükreş’te de özel katiplik görevinde bulunmuştur.

Bükreş’te katipliği esnasında Romanya’da aşık olduğu bir kız ile aşkı dillere destan olmuştur. Kızın evlenebilmeleri için Tokatlı Kâni’nin Hıristiyan olması gerektiğini söylemesi üzerine de Kırk yıllık Kâni, olur mu “Yani” sözüyle Türkçemizde bir özdeyiş haline gelmiştir. Söz konusu özdeyişin ortaya çıkış serüveni şu şekilde cereyan etmiştir: Tokatlı Ebubekir Kâni, Silistre’deyken Voyvoda Alexsander’in yanında özle sekreter olarak da hizmet etmiş ve o ellili yaşlarda bulunduğu o sıralarda genç bir Rum dilberine gönlünü kaptırmış. Ne var ki kız, papaz sülalesinden gelmekte ve tutucu bir hayat yaşamaktadır. Kâni, dillere destan olan aşkını mutlu sona erdirmek için kıza evlenme teklifi ederse de nafile, kızın ailesinden asla olamaz cevabını alırlar. Aşkları bu sefer acıya dönüşür. Sonunda kızın aklına bir çare gelir. Kâni’nin Hıristiyan olması. Bu çare üzerine kızın babası evlenmelerine razı olur ve bir gün Voyvoda’yı ziyarete gittiğinde konu açılır. Kâni Bey’i yanlarına çağırılar. Papaz efendi teklifi yapar.

– Kâni Bey, bir şartla sana kızımı vereceğim, hemen şimdi dinin değiştirip Hıristiyan olursan!..

Kâni Bey’in zihninde şimşekler çakar. O yörelerde sıkça kullanılan “Yani” adını hatırlayarak der ki:

-“Yapmayın papaz efendi, kırk yıllık Kâni, hiç olur mu Yani?”

1782 yılında İstanbul’a dönen Ebubekir Kâni, mizahi ve alaycı üslubunun başına iş açması sonucu Limni adasına sürgün edilmiştir. Ömrünün son yıllarına doğru affedilmiş 1792 yılında İstanbul’da ölmüştür.

Kaynak: http://www.kedici.com.tr/Detay.aspx?id=182

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s