10.05.2013

10 Mayıs 2013 12:01, Cuma
Konu:
bugün cumaaaa…!

Merhaba,
Herkese keyifli, neşeli ve tadını alabildiği bir haftasonu diliyorum.

Mevsim enginar mevsimi olunca bu haftanın konusu da kendiliğinden belli. Enginarın papatyagiller ailesine mensup olduğunu ve bitkinin güzel ve lezzetli çiçek kısmını yediğimizi hatırlatarak enginara farklı bir gözle bakıyoruz.

10052013_enginar

Enginarla büyümek arasındaki ilişki

Dilimizde tadı alan kabarcıklar (ve bunlardan gelen sinyalleri alarak beyinde lezzet algısını oluşturan bölgeler) kısmen doğal seyirlerinin parçası olarak, kısmen de sağlanan damak deneyimleri (tattırılan yemekler, zoraki de olsa tanışılan lezzetler) ile aldıkları uyaranlar sonucunda farklılaşarak gelişirler.

İzmir enginarının kendine özgü tadına varabilmek için yüksek bir konsantrasyon düzeyi ve göbeğini*, sapını ve yapraklarını mideye indirmeden önce iyice ama iyice çiğnemek gerekir. Enginar bizden bunu bekler. Çocuk ise, tanımı gereği, o anın, o saniyenin insanıdır. O anda ona ne ilginç ya da önemli (zevkli, zahmetsiz) geliyorsa, hemen bir sonuç verebilecek gibiyse onunla ilgilenir. Günümüzün kentli insanı gibi desem abartma olmaz.

Enginarın tadını çıkartmak için gereken konsantre olma, bekleyebilme, ağızda tutabilme ve iyice çiğneyebilme noktasına 12-14 yaşlarından önce pek erişilemez. Ben de enginar ile karşılaşmaktan olabildiğince kaçtım; ta ki, 15 ya da 16 yaşındayken bir ara tatil için yatılı okuldan eve döndüğüm bir bahar sofrasına kadar. Annemin ‘bu sefer farklı olacak’ ısrarına dayanamayıp sofradaki kayık tabakta, zeytinyağıyla kaplı duran enginarın biraz göbeğinden (ingilizce etkisi altında ‘kalp’ diyoruz artık, ama ben göbek diye hatırlarım) biraz yaprağından didiklediğim parçaları tattım. Yaprakları biraz daha emdim.

Zihnim/beynim bu sefer lezzeti alabilmek için gereken konsantrasyonu sağladığından olsa gerek, parçaları ağzımda uzunca bir süre tutmaya devam ettim. O günden sonra enginara hiç bir zaman hayır demedim. Aldığım lezzetin verdiği zevk bir yana, artık o ilk lokmada lezzet alınamaz enginarın tadını çıkartabilecek olgunluk düzeyine eriştiğimi, hayatımda yeni bir döneme girdiğimi, aklım ve beynimin farklı çalışmaya başladığını anlamaktaydım. Acelecilik, hemencilik, bekleyememe gibi çocukluğun egemen dürtülerinin yönetiminden çıkmaktaydım. Zevk kavramım ilelebet değişmekteydi. ergenliğin sivilceli ter kokulu kısmının bittiğini, gençliğin sahiden başladığını o zaman fark ettim.

Kaynak : Yankı Yazgan’la Gastronot dergisi için yapılan ropörtaj

Reklamlar

17.02.2012

17 Şubat 2012 12:03, Cuma
Konu:
bugün cumaaaa…!

Merhaba,
Herkese keyifli ve neşeli bir haftasonu diliyorum.

Dünyanın her tarafında değilse bile belli ülkelerde 17 Şubat, ‘Dünya Kediler Günü’ olarak kutlanıyor.

Romain Gary, bir romanında soruyor “küçük kediler neden ölmez” diye. Cevabı içinde gizli bu yazıda, büyümenin trajik yanına yapılan gönderme, satır aralarında okunabiliyor.

Söylenen odur ki; tanrı, cenneti yaratırken küçük kediler için yer ayırmayı unutmuştur, bu nedenle küçük kedilerin ölmesine izin vermez.

Tanrı’nın yarattığı bütün canlılardan sadece kedi yemek için köleliği kabul etmeyen tek canlıdır.

Mark Twain

Başlangıcta tüm kediler vahşidir,
sonra bir eve yerleşip emekliye ayrılırlar.

Edward Topsell

Kediler büyülüdür, Devamı

08.12.2006

8 Aralık 2006 09:15, Cuma
Konu:
bugün cumaaaa…!

Günaydın,
Herkese keyifli ve neşeli bir haftasonu diliyorum,

ZÜMRÜD-Ü ANKA KUŞU

Doğu ülkelerinin masallarında sıkça rastladığımız bu efsanevi kuş, yeniden yapılanmanın bir sembolü olarak hala aramızda bulunmaktadır. Bizlerin ninelerimizden, annelerimizden dinlediğimiz, kimimizin çocuklarına anlattığı tadına doyum olmayan masallardaki güzel kuş, gerçekten yaşadı mı bilemiyoruz. Bildiğimiz şudur ki binlerce yıldır hakkında anlatılanlar, onun bilmediğimiz bir tarihte insanlara en zor anlarda yardım etmesinde bir gerçeklik payı olduğudur. Ondan medet umulur, kahramanlar işlerinin en zor anında onu karşılarında bulur, asla hayır! cevabı almazlar.

Kendisi şu şekilde tarif edilir: Kanatları biraz altın, biraz kırmızı, vücudu mor renkte, görünüş olarak bir kartal büyüklüğünde. Belli zamanlarda ortaya çıkar, kendini gösterir, bu nedenle onun gelişini görenlerin içini büyük bir sevinç kaplar. Çünkü gelişi, yeni bir çağı, parlak bir geleceği, her anlamda yenilenmeyi müjdeler. Eskiler bilirlerdi ki, Okumaya devam et

19.08.2005

19 Ağustos 2005 08:54, Cuma
Konu:
bugün cumaaaa……………………..!

Günaydın,
Herkese keyifli, neşeli ve sakin bir haftasonu diliyorum,

Eğer sizin de zaman zaman emek verdiğiniz şeylerden beklediğiniz oranda geri dönüş olmuyorsa , yahut siz olmadığını düşünüyorsanız karar vermek için acele etmemek gerekiyor belki de, ne dersiniz?

İmparatorun Tohumu…

Bir zamanlar, Uzak Doğu’da, artık yaşlandığını ve yerine geçecek birini seçmesi gerektiğini düşünen bir imparator varmış. Yardımcılarından ya da çocuklarından birini seçmek yerine kendi yerine geçecek kişiyi değişik bir yolla seçmeye karar vermiş.

Bir gün, ülkesindeki tüm gençleri çağırmış ve: Devamı