03.05.2013

3 Mayıs 2013 16:15, Cuma
Konu:
bugün cumaaa…!

Merhaba,
Herkese keyifli ve neşeli bir haftasonu diliyorum.

Bu akşam “Dr. Nejat F. Eczacıbaşı Anma Konserleri”nde dünyanın en eski ve en önemli orkestralarından biri olarak anılan New York Filarmoni Orkestrası, şef Alan Gilbert yönetiminde gerçekleştirilecek. New York Filarmoni orkestrasının bu akşam ki solisti “klasik müziğin süper starı” olarak tanınan kemancı Joshua Bell.

Joshua Bell bildiğimiz klasik müzik sanatçılarının dışında bir porte çiziyor. Müzik dışındaki; tenis, matematik, bilgisayar oyunları, borsa, spor otomobiller gibi farklı ilgi alanları, keskin zekasıyla müzikseverlerin ve basının ezberini bozuyor. 2007 yılında Washington Post gazetesi tarafından algılama, keyif alma ve öncelikler üzerine yapılan bir sosyal deneye katılarak Washington’da metro istasyonu girişinde 45 dakika boyunca keman için yazılmış 6 eseri çalmıştı. Sorgulanan kavramlar; sıradan bir yerde, uygunsuz bir saatte güzelliği algılayabiliyor muyuz? Durup ondan keyif alıyor muyuz? Beklenmedik bir ortamda, bir yeteneği tanıyabiliyor muyuz? idi.

Konserlerde eserlerin bölümleri veya sessizlik anlarında alkışlama konusunda sanatçının yorumunu yeri gelmişken paylaşmakta fayda var:

“Dinleyicilerin eser içerisinde alkışlamasını tercih etmem, çünkü her notanın bir anlamı vardır. Öte yandan kendi açımdan güzel bir şeydir, çünkü bu dinleyenlerin zevk aldığının bir göstergesidir. Ama aynı zamanda bilgisizliklerini de göstermektedir ki, bu da bir bakıma aramıza yeni dinleyicilerin katıldığını da gösterir; asıl önemli olan da budur. “

Konsere gideceklere şimdiden iyi eğlenceler,

Pazar sabahı piknik ve konser

“Bir pazar sabahı, kahvaltınızı doğanın içinde klasik müzik eşliğinde etmek ister misiniz? İstanbul Müzik Festivali programını doğa teması etrafında kurguladığı bu yıl, çeşitli park ve bahçelerdeki ücretsiz etkinlikleri Pazar Klasikleri’yle sizi pikniğe davet ediyor.”

müzik_fest_2014

“Pazar Klasikleri serisinin ilkinde ayağımız toprağa, yüzümüz güneşe, sırtımız ağaçlara değecek; kulağımız ise klasik müzikle şenlenecek.”

8 Haziran Pazar, 10:30, Cumhuriyet Parkı, Maçka’da yapılacak konserin detayları burada

Ordinary Love

“We can’t fall any further
If we can’t feel ordinary love
We cannot reach any higher
If we can’t deal with ordinary love”

U2’nun özel olarak Mandela: Özgürlüğe Yürüyüş filmi için yaptığı şarkı buradan izlenebilir.

Yönetmen : Mac Premo & Oliver Jeffers
Prodüktör: Suzanne Mulholland, Mac Premo & Oliver Jeffers
Edited by: Ann Lupo
Typography by: Oliver Jeffers
2. kamera: Oliver Jevremov
Production assistants: Doreen Maddox, Katie Mulholland & Connie Bree
The Invisible Dog, Brooklyn’de çekildi.

7.12.2012

7 Aralık 2012 16:48, Cuma
Konu:
bugün cumaaaa…!

Merhaba,

Herkese keyifli ve neşeli bir haftasonu diliyorum.

Oyun-yaşam-insan arasındaki, birbirinin içine giren karmaşık ilişki filozofların da ilgisini çekmiş her daim. Platon, bir saatlik oyunla, biri hakkında bir yıllık konuşmayla öğrenebileceklerimizden fazlasını öğrenebileceğimizi söylemiş. Seneca, hayatın bir oyuna benzediğine ve önemli olanın süresi değil oyunculuğun mükemmeliyeti olduğuna işaret etmiş. Bilginin başlangıcı ‘oyun’ hepimizin geçtiği yollarda var. Çocukluğumuzda bırakmayıp, fırsat buldukça hayatın içine koymaya çalıştığımız, öyle ya da böyle gelip bizi bulan oyunlar, bazen tatlı bazen zorlu deneyimlere dönüşse de ‘oyun’un tadı, amacı kazanmak ya da kaybetmek olmadığında çıkıyor. Bir şeyler öğrenmek, iyi vakit geçirmek, hayat denen resmi renklendirmek için oyunsuz kalmamak gerek.

Fransız sosyolog Roger Caillois’ya göre “oyun” aktivitesinin sahip olması gereken karakteristiklerin başında “eğlence” geliyor. Kafa boşaltmaya, ciddiyetten uzak neşeli vakit geçirmeye yönelik bir aktivite olmalı oyun. Zaman ve mekan ilişkisinde sınırlarını belirlemeli, diğer yaşamsal süreçlerle kesişmemeli. Oyunun sonucuysa belirsiz olmalı. Katılımcılar oyun süreci sonunda işe yarar bir şey üretmiş, başarmış ya da elde etmiş olmamalı. Gündelik yaşama hâkim olan kurallardan farklı, kendine has kuralları olmalı. Son olarak da bilinçli olarak gündelik gerçeklikten farklı bir gerçeklik sunmalı katılımcılarına.

Özel günlerin anlam ve önemini ana sayfasındaki sembolik göndermelerle ekranlarımıza taşıyan Google, 9 Haziran 2011’de hazırladığı “doodle” ile büyük ses getirmişti. Modern müziğin usta gitaristlerinden Les Paul’ün doğumunun 96. yılı anısına hazırlanan ve klavye veya mouse tuşlarına basarak gitar çalmaya olanak tanıyan bu doodle, Google’ın bugüne kadar en çok dikkat çeken ana sayfalarından biri olarak tarihe geçti. Öyle ki, yoğun ilgi sebebiyle Google, Les Paul doodle’ını ekstradan bir gün daha sitesinde tuttuğu gibi, yapılan besteleri de kaydetme imkanı sundu. Les Paul’den ilham alarak, milyonların tuşlar yardımıyla hünerlerini sergilediği doodle, artık ana sayfada yer almasa da hâlâ şansını denemek isteyenler için bir link mevcut.