26.12.2014

26 Aralık 2014 19:24, Cuma
Konu:
bugün cumaaaa…!

Merhaba,

Herkese keyifli ve neşeli bir haftasonu diliyorum.
Her sene olduğu gibi Yeni Yıl Dileklerini bu senenin son “bugün cumaaa” mailinde paylaşmak istedim.

Bu sene, defalarca okuyup-dinlememe rağmen Aralık ayındaki bir şiir dinletisinde beni bambaşka şekilde etkileyen “Masalların Masalını” paylaşmak istiyorum:

Madem hepimiz bir su başındayız: birer birer gideceğiz,

o halde “çok şükür yaşıyoruz” diyebileceğimiz şekilde yaşamak bir dilekten öte, zaten bizim elimizde madem,

geriye kalan suyun şavkının çınara bize, kediye, güneşe, bir de ömrümüze vurması da bu senenin dileği olsun….

MASALLARIN MASALI

Su başında durmuşuz,
çınarla ben.
Suda suretimiz çıkıyor,
çınarla benim.
Suyun şavkı vuruyor bize,
çınarla bana.

Su başında durmuşuz,
çınarla ben, bir de kedi.
Suda suretimiz çıkıyor,
çınarla benim, bir de kedinin.
Suyun şavkı vuruyor bize,
çınarla bana, bir de kediye.

Su başında durmuşuz,
çınar, ben, kedi, bir de güneş.
Suda suretimiz çıkıyor,
çınarın, benim, kedinin, bir de günesin.
Suyun şavkı vuruyor bize,
çınara, bana, kediye, bir de güneşe.

Su başında durmuşuz,
çınar, ben, kedi, güneş, bir de ömrümüz.
Suda suretimiz çıkıyor,
çınarın, benim, kedinin, günesin, bir de ömrümüzün.
Suyun şavkı vuruyor bize,
çınara, bana, kediye, güneşe, bir de ömrümüze.

Su başında durmuşuz.
Önce kedi gidecek,
kaybolacak suda sureti.
Sonra ben gideceğim,
kaybolacak suda suretim.
Sonra çınar gidecek,
kaybolacak suda sureti.
Sonra su gidecek
güneş kalacak;
sonra o da gidecek…

Su başında durmuşuz.
Su serin,
Çınar ulu,
Ben şiir yazıyorum.
Kedi uyukluyor
Güneş sıcak.
Çok şükür yaşıyoruz.
Suyun şavkı vuruyor bize
Çınara bana, kediye, güneşe, bir de ömrümüze….

Nâzım Hikmet

25.12.2015

25 Aralık 2015 14:28, Cuma
Konu:
bugün cumaaaa…! — MUTLU YILLAR

Merhaba,
Herkese keyifli ve neşeli bir haftasonu diliyorum.
Her sene olduğu gibi Yeni Yıl Dilekleri bu senenin son “bugün cumaaaa” mailinde.

Geçen sene, zamanın akışını anlatan Masalların Masalı bir şiir vardı; bu sene Bilge Karasu‘nun masal kitabı olan Göçmüş Kediler Bahçesi‘nden bir masal ile Melih Cevdet Anday‘dan bir şiir var.

Kitaba adını veren masal 13 parçaya ayrılarak diğer masalların arasına serpiştirilmiştir. Birinci masal Melih Cevdet Anday’dan bir epigrafla (“Denizim ben batık aşklarla dolu”[1]) başlar. Yazar 1968’den 1969’a geçerken masalların bir saat tablası oluştururcasına sıralanmasını, hava karadıkça masalların da karamsarlaşacağını tasarladığını anlatır.

‘Ama geceyarısına ulaşıldığında yeni bir günün umudu sızabilirdi bu karanlığın içine.

Öbür masallar, mutluluğa, umuda yer vermeyecek bile olsalar, on ikinci masal içinde umut taşımalı, umut barındırmalı

diye karar verdim’ der.

Masalın da Yırtılıverdiği Yer adındaki Geceyarısının Masalı’ndan bir bölüm (sf 212-213):

‘Kedilere benzeyebilseydik keşke. Öyle diyesim geliyor sık sık, bu son yıllarda. Yaşadıkları anın iyicene farkındalar gibi. Bir şey bekliyorlarsa bir deliğin başında, onları oyalayıp oradan uzaklaştırmak pek güç. Bildikleri bir yerde bildikleri bir iş görülürken, her gün seyrettikleri, kendilerince katıldıkları (anlayamadığımız, bakarak da bir işe katılınabilirliğidir) o işe sanki ilk kez bakacaklarmış gibi, uyuklamakta oldukları yerden kalkmağa üşenmeden gidip seyrederler yapılanları… Uykularının hangi katındalarsa, o katın uykusunu yaşarlar.

Bizlerse, uydurduğumuz bir zamanla övünürken, her işimizi, her sözümüzü o zamanın akışı içinde ötede, ileride, gelecekte varılacak, bir noktaya varmak üzere yapılıyor ya da söyleniyor görürken, yapmakta, söylemekte olduğumuz şeyi unutuveriyoruz. Bir ereğe yönelerek, bir erkek düşüne kapılarak giderken, sonraları -biz göçtükten sonra- yaşamımız, daha da ileri vararak, YAZGIMIZ adı verilecek bir dizi anın her birinin biricikliğini, değiştirilemezliğini, yerine konmazlığını şuncacık olsun farketmiyoruz. (Bu yaşamın bölük pörçük birkaç anısı bir iki yakınımızın belleğinde kalabilir ya, bunların bir süreklilik, bir anlamlılık taşımış olabileceklerini bilecek tek kişi -kendimiz- yokluğa karışmış gitmiştir artık). “Farketmiyoruz” dedim, meğer ki gerçekten sonumuza yaklaşmış olalım. Yanılmıyorsam, kimimiz (yolun oralarında) anlayıp öğreniyor kimi şeyi: Susup dinlemeği örneğin… Yaptığı, gördüğü, işittiği her şeyin ağırlığını bir yerlerinde duymağı; bir çocuk gülüşünün, bir güneş sızıntısının, bir gözyaşının avuçtaki yuvarlıklığını, ferahlatıcı serinliğini, sayısızlığını ya da sayıya gelmezliğini; mutluluğun, acıyı, sevinci art arda ayırım yapmaksızın yaşamak olabileceğini… Hele biraz yaşlanılmışsa, görülen, işitilen, tadılan her şeye, geçmiş yaşantıların da gelip desteklik, yastıklık edebileceğini…

Ama kedi sever gibi sevmemeliyiz sevdiklerimizi.’

Göçmüş Kediler Bahçesi,
Bilge Karasu

Bize Bağlı

Bu akşam da gönlümüzce bitmediyse gün
Suçun yarısı bizim yarısı günün
Sanki yapının tuğlası bizsek harcı o
Onun da iyi olması lazım
Onun da aklı kalbi namusu
Ya masmavi aydınlık ferah
Ya dikenli huzursuz bir uykusu
Gününü gün etmekten korkması lazım.

Bu akşam da gönlümüzce bitmediyse gün
Demek tümü bizim omuzlarımızda yükün
Gelin buna bir çare bulalım
Bunca olduğumuz gayrı yetmiyor
Yarın daha iyi adam olalım
Yarın daha sağlam daha akıllı
Yarın daha sevdalı daha haklı
Günün bize bağlı olduğunu bilelim.

Yanyana 1956,
Melih Cevdet Anday

[1] Göçebe Denizin Üstünde, “Ağulu Mantar”

20.12.2013

20 Aralık 2013 11:01, Cuma
Konu:
bugün cumaaaaaaaaa….! Mutlu yıllar….!

Merhaba,
Herkese keyifli ve neşeli bir haftasonu, sanatla içi içe bir yıl diliyorum

Temari topları…

20122013_temari_mavi

Çok eskilere uzanan bir geçmişi olan bu halk sanatının ilk olarak Çin’de ortaya çıktığı, Japonların bu sanatla tanışmasının ise yakaşık 500 yıl önceye dayandığı biliniyor. Temari Japonca bir kelime olup ‘el topu’ demek. Japon Temari Topları eski kimono şeritlerinden çocuklarının bir şeylerle oyalanmasını isteyen anneler tarafından yapılmış. İpek şeritlerin top hâline gelecek şekilde bir araya getirilip kat kat iplikle sarılmasıyla oluşturuluyor. Zamanla Temari yapanlar karmaşık desenler yapmaya başlamış ve Temari de bir oyuncak olmaktan çıkıp sanatsal bir ifade hâline gelmiş. Geleneksel olarak Temari topları yeni yılda anneler tarafından çocuklarına veriliyor. Kadınlar topların içine çocukları için yazılmış iyi dileklerin bulunduğu kâğıtlardan koyuyorlar. Çocuklar bu dileğin ne olduğunu Devamı